4 Ekim 2010

Ayrım Gücünün Taç Mücevheri - Vivekaçudamani / Adi Şankaraçarya

Adi Şankaraçarya'nın Vivekaçudamani isimli kitabı Kasım 2013'te Purnam Yayınlarından "Aydınlanmanın Yogası - Vivekaçudamani" ismiyle yayınlanmıştır. Keyifli okumalar...



1. Her zaman mutluluğun en yüksek durumunda bulunan, en büyük öğretmen Govinda'nın önünde eğiliyorum. Onun gerçek doğası aklen ya da duyular yoluyla bilinemez. (bu gerçek doğa) Sadece metinlerdeki bilgi yoluyla açığa çıkarılmıştır.
2. Yaşayan varlıklar için insan biçiminde doğmak zordur. Bedenin gücü ve iradenin kazanımı ise daha da zordur; tüm bunlara göre ruhsal bir yaşam sürme arzusu daha da zordur; metinleri anlamaysa en zorudur. Atman ve Atman-olmayan arasındaki ayrım gücü, Atman'ın direkt algılaması, Brahman'la sürekli birlikteliği ve nihai özgürlük - bunlar, yüz milyarlarca iyi yaşanmış hayatların ödülleri olmadan kazanılamaz.
3. Sadece Tanrı'nın lütfuyla bu en nadide avantajlara sahip olabiliriz; insan olarak doğma, özgürleşme isteği ve aydınlanmış bir öğretmenin öğrenciliği.
4. Ancak, bu eşine az rastlanır insan doğumunu kazanmış, bedensel ve akılsal güce sahip, metinlerle ilgili anlayışa sahip olan - yine de özgürleşme için çabalamayacak kadar yanılgı içinde olanlar vardır. Bu kişiler kendi kendilerini intihara sürüklemektedir. Gerçek olmayana tutunmakta ve kendilerini yok etmektedirler.
5. Çünkü, kendi en yüce iyiliği yerine, bu nadide insan doğumuyla birlikte bedensel ve akılsal güce sahip olan ve yine de yanılgısından dolayı başarısızlığa sürüklenenden daha aptal bir kişi olabilir mi?
6. Kişi metinleri okuyabilir ya da kutsal ruhlara adanabilir, ayinler yapabilir, ilahlara adanabilir - ama Atman ile özdeşliğinin bilgisi bu kişide uyanmadığı sürece, özgürleşmeye sahip olunamaz; hayır, Brahma'nın yüzlerce yılının sonunda bile (özgürleşmeye sahip olunamaz.)
7. Metinler ölümsüzlüğün çalışma ya da soy ya da zenginlikle elde edilemeyeceğini, sadece terk ile gerçekleşeceğini söyler. Bundan dolayı, çalışmanın bize özgürlük getirmeyeceği nettir.
8. Bu nedenle, bilge kişi dışsal şeylerdeki zevke olan iştahından vaz geçsin ve özgürleşme için sıkı bir şekilde çabalasın. Soylu ve maneviyatı yüksek bir öğretmen arasın ve onun öğreteceği gerçeği tüm kalbiyle özümser hale gelsin.
9. (Bu kişi) Doğru ayrım gücüne adanma yoluyla, Brahman'la birliğin yüksekliğine tırmanacaktır. Atman'ın gücüyle, bu kişi kendi ruhunu, dünyeviliğin engin sularında boğulmaktan kurtarsın.
10. Sakinleşen ve Atman'a tefekkürü çalışan bu bilge, tüm dünyevi aktiviteleri bir kenara bıraksın ve dünyeviliğin zincirlerini kesmek için çabalasın.
11. Doğru fiil kalbin arılaşmasına yardımcı olur, ama Gerçek'in direkt algılanmasını sağlamaz. Gerçek, ayrım gücüyle elde edilir, ama on milyon fiilde bile en ufak bir derecede (Gerçek) elde edilmez.
12. Doğru sezgi bize ipin gerçek yüzünü gösterir ve (ipin) büyük bir yılan olduğu yanılgılı inancından kaynaklanan acı dolu korkuyu ortadan kaldırır.
13. Gerçek'in kesin bilgisi sadece doğru öğretiyle gelen meditasyon yoluyla gelir. Kutsal abdest, ya da zekat, ya da yüzlerce nefes egzersiziyle gelmez.
14. Amaca ulaşmanın başarısı temel olarak, arayış içinde olanın niteliklerine bağlıdır. Uygun zaman, yer ve diğer benzer ortam koşulları başarıya yardımcı olur.
15. Bu nedenle, Gerçek olan Atman'ı bilmek isteyen kişi ayrım gücünü uygulasın. Ama önce, Brahman'ın mükemmel bileni olan şefkati okyanuslar kadar engin bir öğretmenle temasta bulunsun.
16. Kişi zeki ve bilgili olmalı, anlayış gücü yüksek olmalı ve sağduyusuyla şüphelerinin üstesinden gelmelidir.Bu niteliklere sahip olan kişi Atman bilgisine uygundur.
17. Sadece ayrım gücü olan, aklı tüm zevklerden vazgeçmiş, sakinliğe ve benzer erdemlere sahip ve özgürlüğe özlem duyan kişi Brahman'ı aramaya yetkindir.
18. Bu bağlamda, bilgeler başarıya ulaşmada dört nitelik olduğunu söylerler. Bunlar (bu nitelikler) olduğunda, Gerçek'e olan adanma tam olacaktır. Bunlar (bu nitelikler) olmadığındaysa, (adanma) başarısız olacaktır.
19. Birincisi, ebedi olan ve olmayan arasındaki ayrım gücü olarak ifade edilir. Daha sonra, fiilin meyvelerinin zevkini terk etme gelir. Sonra, sakinlikle başlayan erdemin altı hazinesi gelir. Ve son olarak, elbette özgürleşmeye duyulan özlem gelir.
20. Brahman gerçektir, evrense gerçek değildir. Bunun böyle olduğuyla ilgili kati kanı ebedi olanla olmayan arasındaki ayrım gücü olarak adlandırılır.
21. Terk, gözlerin, kulakların ve diğer duyuların zevklerinden vaz geçmedir, geçici zevk veren tüm nesnelerden vaz geçmedir, fiziksel beden ve aynı zamanda bir tanrının ruh-bedeni için duyulan arzudan vaz geçmedir.
22. Aklın tüm nesnel şeylerden -bunların mükemmelsizliğini sürekli olarak görerek- bağımlılığını kesmek ve Brahman'a doğru sarsılmaz bir şekilde yönlendirmek amaçtır, buna sakinlik denir.
23. Her iki duyu organının - algıya yönelik duyu organları ve fiile yönelik duyu organları* - nesnel şeylere olan bağımlılığını kesmek ve ilgili merkezlerinde dinlenmeleri için içe döndürmeye kendini-kontrol denir.
24. Gerçek akılsal huzur, dışsal uyaranlara aklın tepki vermesine müsade etmemektir.
25. Çeşitli tüm ızdıraplara tepki vermeden, şikayet etmeden veya kederlenmeden göğüs gerebilmeye hoşgörü denir.
26. Metinlerdeki öğretinin ve Usta'nınkilerin doğru olduğuna dair entellektüel anlayışa dayanan kati iknaya, bilgeler Gerçek'in farkındalığına yönelten inanç demektedir.
27. Zihni her zaman saf Brahman'da konsantre etmeye ve her zaman buna odaklı kalmaya teslimiyet denir. Bu (teslimiyet), bir bebek gibi boş düşüncelerle aklı teskin etmek değildir.
28. Özgürleşmeye duyulan özlem, cehaletin prangalarından kurtulma isteğidir, kişinin gerçek doğasının farkındalığı yoluyla, ego-duygusuyla ve diğerleriyle başlar ve fiziksel bedene kadar iner.
29. Özgürleşmeye duyulan bu özlem az veya orta şiddette var olsa bile, Öğretmen'in lütfu sayesinde yoğunlaşarak büyüyecektir ve terk yolu ve sakinlik gibi erdemler sayesinde meyve verecektir.
30. Terk ve özgürleşmeye duyulan özlem bir kişide yoğun olarak var olduğunda, sakinlik ve diğer erdemlerin uygulaması meyve verir ve amaca yöneltir.
31. Terk ve özgürleşmeye duyulan özlem zayıf olduğunda, diğer erdemler tıpkı çölde görülen bir serap gibi sadece bir görüntüdür.
32. Özgürleşmenin tüm araçları arasında, adanma en yücesidir. Kişinin samimi olarak gerçek doğasını bilmeyi araştırmasına adanma denir.
33. Diğer bir deyişle, adanma kişinin kendi Atman'ının gerçekliğini araştırması olarak tanımlanabilir. yukarıda bahsedilen tüm niteliklere sahip arayış içindeki kişi, Atman gerçekliğinin peşine düştüğünde özgürleşmenin yolunu öğrenebileceği aydınlanmış bir öğretmene başvurmalıdır. 
34. Öğretmen metinler hakkında derinlemesine bilgi sahibi olan, saf, arzudan arınmış ve Brahman'ın mükemmel bilenidir. O (bu öğretmen) şaşmaz değişmez bir şekilde Brahman'da bulunur, yakıtı tüketnmiş bir alev gibi sakindir, gizli bir güdü bilmeyen bir sevgi okyanusudur ve kendisine alçakgönüllülükle güvenen tüm iyi insanların arkadaşıdır.
35. Arayış içindeki kişi bu ustaya hürmetkar bir adanmayla başvursun. Daha sonra, bu (usta) bu (kişinin) alçakgönüllülüğü, sevgisi ve servisinden memnun olunca, Atman hakkında bilinmesi gereken ne varsa sorsun.
36. Ey Usta, tüm adanmışların arkadaşı, senin önünde eğiliyorum. Ey sınırsız şefkat okyanusu, dünya denizine düştüm, bu bitmez bir nektar gibi lütuf dağıtan sabit gözlerinle beni kurtar.
37. Hiç kimsenin söndüremediği dünya ormanının yangınında yanmaktayım. Geçmişten gelen şeytani-eylemler beni muazzam rüzgarlar gibi oraya buraya sürüklüyor. Korku doluyum. Sana sığındım. Beni ölümden koru. Başka sığınacağım bir yer yok.
37. huzur ve yüceliğe ulaşmış saf ruhlar vardır. Bunlar (bu ruhlar) insanlığa baharın gelmesi gibi iyilik getirir. Bu kişiler dünyanın dehşetli okyanusunu aşmışlardır. Hiç bir ben merkezci güdüleri olmadan diğerlerinin de (bu okyanusu) aşmalarına yardım ederler.
38. Tıpkı ayın kendi doğası gereği güneşin kızgın ışıklarıyla yanmış dünyayı serinletmesi gibi, diğerlerinin sorunlarına şifa bulmak için çalışmak, bu yüce ruhların kendi doğaları ile uyumludur.
39. Dudaklarının kabı, Brahman'ın saadetinin tatlılığıyla dolup batmıştır. Nektar damlaları gibi olan sözlerini akıt bana. Bunlar (bu sözler) arılaştırıcıdır, teskin edicidir ve kulağa hoş gelir. (Ey) usta, tıpkı bir orman yangınının alevleri gibi olan bu dünyevi hayatın yakıcı ısısıyla tükendim. Gözlerinin bir an için dinlendiği (baktığı) kişiler kutsanmıştır - böylece sen bu kişileri kabul eder ve kendinden bilirsin.
40. Bu dünyanın okyanusunu nasıl geçmeliyim? Amacım ne olmalı? Hangi yolu tutmalıyım? Bunların hiçbirini bilmiyorum. Usta, lütfen lütufkar ol. Kurtar beni. Bu dünyevi yaşamın ızdırabını nasıl sonlandıracağımı söyle. hiç bir şeyi saklama.
41. Dünya-yangınının kızgın alevleriyle yakılınca, öğrenci bu sözleri söyledi. Yüce ruh kendisine sığınma arayışındaki bu öğrenciye baktı ve göz teması kurunca, gözleri merhametten yaşla doldu. Anında öğrenciyi korkusundan kurtardı.
42. Kendi korumasını isteyen bu öğrenci özgürleşmeye susamış, görevlerini uygun bir şekilde tamamlamış, kalbi rahat hale gelmiş, aklı sakinleşmiştir. Bilge ve kutsal kişi, şefkatinden dolayı gerçeği bu kişiye açıklamaya başlar.

Usta der ki;

43. Ey sağduyulu olan, korkma. Senin için tehlike yoktur. Bu dünyevi yaşam okyanusunu aşmanın bir yolu vardır. Sana kıyının diğer tarafına geçmiş bilgelerin yöntemin kendisini açıklayacağım.
44. Bu dünyevi yaşamın dehşetine bir son vermenin güçlü bir kesin yöntemi vardır. Bununla, dünya okyanusunu aşabilir ve en yüksek saadete ulaşabilirsin.
45. Vedanta'da öğretildiği şekliyle geçeğin anlamı üzerine yapılan meditasyon en üst seviyeli aydınlanmaya götürür. Bu sayede, dünyevi yaşamın ızdırabı hepten yok edilir.
46. İnanç, adanma ve dua yoluyla Tanrı'yla olan sürekli birlik. Bunlar, kutsal metinler arayış içindeki kişinin özgürleşmesindeki direkt araçlar olarak açıklanmıştır.
47. Cehaletle ilişki içinde olduğundan, içindeki yüce Atman, sana Atman-olmayanla zincire vurulu gibi görünmektedir. Bunun tek sebebi yaşam ve ölüm döngüsüdür. Atman ve Atman-olmayan arasındaki ayrım gücüyle canlandırılan aydınlanma alevi cehaletin tüm etkilerini köklerine inerek yakar.

Öğrenci sorar: 

48. Usta, lütfen sormak üzere olduğum soruyu dinle. Eğer cevabı dudaklarından alabilirsem, kendimi kutsanmış hissedeceğim.
49. Gerçekte, bu zincire vurulma nedir? Nasıl başlamıştır? kökü neye dayanmaktadır? Kişi bundan nasıl kurtulur? Atman-olmayan nedir? Yüce Atman nedir? Kişi bu ikisi arasındaki farkı nasıl ayırır? Lütfen bana cevap ver.

Usta der ki: 

50. Sen doğrusu kutsanmışsın! Amaca doğru çekiliyorsun. Sayende, tüm ailen de arılaşmaya başlayacak, çünkü sen cehaletin zincirlerinden kurtulmak ve Brahman'a ulaşmak için özlem duyuyorsun.
51. Çocuklar babalarını borçlarından kurtarabilir, ama başka kimse bir başka kişiyi zincirlerinden kurtaramaz; herkes bunu kendi başına yapmalıdır.
52. Diğerleri başın üstüne konan ağır yükten kaynaklanan acıyı rahatlatabilir; ama açlık ve benzerinden kaynaklanan acı sadece kişinin kendisi tarafından rahatlatılabilir.
53. Hasta kişinin sağlığına kavuşması, ilaç kullanması ve belli bir diyeti takip etmesiyle görülür - bir başkasının çabasıyla aynı sonuç alınmaz.
54. Gerçek'in net görüşü ruhsal iç görüyle açıldıklarında kendi gözlerinizle sağlanır - bir başka görenin gözleriyle sağlanmaz. gözlerimiz sayesinde ayın neye benzediğini öğreniriz; başkalarının gözleriyle bu bilgiye nasıl ulaşabiliriz ki?
55. Bizi cehaletimizle, şehvet dolu arzularla ve karma'mızın meyveleriyle körleştiren bu bağları sayısız çağlar boyu sürse de, kendimiz dışında başkaları nasıl olur da çözebilir ki?
56. Ne yogayla ne de sankhya felsefesiyle, ne iyi işlerle, ne öğrenmeyle özgürleşme gelmez. Sadece Atman ve Brahman'ın bir olduğu farkındalığıyla bu özgürleşme gelir, bunun başka yolu yoktur.
57. Kralın görevi tebasını memnun etmektir, ama herkesi memnun eden kişi mutlaka kral olmaya uygun demek değildir. Kişiler, Vina'nın biçiminin güzelliğinden ve tellerini çalma yeteneğinden memnun olabilirler.
58. Bilgelik, doğru ifadelendirilmiş hitap, sözlerin zenginliği ve metinleri açıklama yeteneği - bu şeyler bilgi sahibi olana zevk verir, ama aydınlanmayı getirmez.
59. Brahman deneyimlenmediği sürece, metinleri çalışmak meyve vermez. Ve Brahman deneyimlendiğinde, metinleri okumak gereksizdir.
60. Sözlerin ağı tıpkı, aklın sağa sola doğru gezinmesini sağlayan yoğun bir orman gibidir. Bu nedenle, bu gerçeği bilen Brahman'ı deneyimlemek için sıkı çabalamalıdır.
61. Kişi cehalet yılanıyla sokulduğu zaman, sadece Brahman farkındalığıyla iyileştirilebilir. Bu durumda, Vedaların ve metinlerin, muskaların ve otların ne faydası olur ki?
62. Hastalık, "ilaç" dendiği zaman tedavi olmaz. İlacı alman gerekir. Özgürleşme sadece "Brahman" dendiği zaman gelmez. Brahman bilfiil deneyimlenmelidir.
63.Göze görünen evreni, şuurundan çözülmesine müsade etmediğin sürece - Brahman'ı deneyimlemediğin sürece- sadece "Brahman" sözünü söyleyerek nasıl özgürleşmeyi bulabilirsin? Ortaya çıkan sadece bir gürültü olacaktır.
64. Düşmanlarını yok edip, krallığın ihtişam ve zenginliğine sahip çıkmadığı sürece, kişinin sadece "Ben kralım" demesiyle, o kişi kral olamaz.
65. Gömülü hazine sadece "Ortaya çık" denerek açığa çıkmaz. (bunun için) doğru yönü izlemelisin, kazmalısın, taşları kaldırmalısın ve üstündeki toprağı temizlemelisin ki, (hazine) senin olsun. Aynı şekilde, Maya'nın ve Maya'nın etkileri altında gömülü olan saf Atman gerçeğine meditasyonla, tefekkürle ve Brahman'ı bilenin reçeteleyeceği diğer ruhsal disiplinlerle ulaşılır, ama sadece süptil tartışmalarla buna ulaşılmaz.
66. Bu nedenle, fiziksel hastalıklara karşı devayı kişisel olarak almaları gibi, bilge mutlaka dünyanın zincirlerinden özgürleşmede tüm güçlerini kişisel olarak ortaya koymalıdır.
67. Bugün sorduğun soru çok iyi bir soru. (Sorun) metinlerde öğretilere uygun.Anlamı bir aforizmanın içinde, derinlerde saklı. Bu, özgürleşmeyi arayan herkes tarafından sorulmalıdır.
68. Ey sağduyulu olan, söyleyeceklerimi dikkatlice dinle. Bunu dinleyerek, dünyanın zincirlerinden kesinlikle özgürleşmiş olacaksın.
69. Özgürleşmenin adımlarından birincisinin, ebedi-olmayan herşeye duyulan kesin kayıtsızlık olduğu söylenir. Ardından sakinlik, özdisiplin ve sabır gelir. Ve ardından, kişisel, bencil arzularla yapılan her tür eylemi tamamen bırakmadır.
70. Ardından, öğrenci Atman gerçeğini duymalı ve bunu yansıtmalı, uzun süreler bunun üzerine sürekli ve ara vermeden meditasyon yapmalıdır. Böylece, bilge kişi, nesne ve özne şuurunun çözüldüğü ve geriye sadece sonsuz bölünmez şuurun tek başına kaldığı
bu en yüksek duruma ulaşır, ve hala bu dünyada yaşarken bu kişi nirvana’nın saadetini bilir.
71. Sana şimdi gayet net ve açık bir şekilde ayrım gücünü anlatacağım. Bunu duyunca, kendin karar ver. Gerçek olanı al ve gerçek olmayanı reddet.
72. İlik, kemik, yağ, et, kan, deri ve tırnaktan oluşan yedi içerikle, bacaklar, uyluklar, göğüs, kollar, sırt ve baş uzuvlarından ve parçalarından oluşan
73-74. Bu beden seni yanılgıya sürükleyen ilk şeydir. Beş kaba elementten (eter, hava, ateş, su ve toprak) ve beş süptil elementten (ses, dokunma, görme, tatma ve duyma) oluşur. Bunlar bir araya gelerek duyu nesnelerini oluştururlar ve Jiva’nın – deneyimleyenin- mutluluğuna yol açarlar.
75. Nesnelere bağlı olan, yanılgı içindeki bu kişiler, kırılması zor arzunun güçlü kordonu ile deneyimleyerek, doğum ve ölüme tabi kalırlar. Kaçınılmaz yasa olan kendi karmalarının sevkiyle, aşağı ve yukarı hareket ederler.
76. Ateş böceği, geyik, fil, balık ve arılarda olduğu gibi, bu beş duyunun herhangi biri ölüme sebep olması için gayet yeterlidir – (bu duyuların) beşine sahip olan insan hakkında ne söylenebilir ki?
77. Duyu nesneleri sadece soktuğu zaman öldürücü olan kobranın zehirinden daha korkutucudur, çünkü bunların sadece görünüşü bile ölüme yol açar.
78. Sadece bu duyu nesnelerinin karışıklığından özgür olan kişi – ki bunu engellemek zordur – özgürleşmeye layıktır; altı felsefi akımı ve tüm metinleri bilse bile diğer kişiler layık değildir.
79. Bu okyanusu geçmeye çalışan kişi büyük arzu timsahıyla karşılaşır ve bunu bağımlı olmama kılıcıyla öldürmelidir.
80.Şımarık bir zihin duyu nesneleri yoluyla yürümeye çalışır ve her adımda ölür. 
81. Sadece kendi sezgisini ve takdirinin yanı sıra ince ve bilge öğretmenin talimatlarını dinleyen kişi başarıya ulaşır. 
82. Özgürleşme arzun varsa, duyu nesnelerini uzun mesafeden tıpkı zehir gibi vazgeç; halinden memnun olma, incelik, açık sözlülük ve huzuru alışkanlık edin. 
83. Herşey hesaba katıldığında bu bedeni (kendi ve başkalarının) zevk(i) için beslemeye çalışan kişi bu davranışıyla kendini öldürür. 
84. Bedenine kendini kaptırırken diğer yandan Atman'ı görmek isteyen kişi, bir nehri geçerken tahta olduğunu düşünüp timsaha tutunan ve sonunda yıkıma giden kişi gibidir.
85. Hevesli kişi için, bu beden yanılgının yüce nesnesidir. Buna karşı zafer kazanan kişi, özgürleşmeye ulaşır. 
86. Bedene, eşe, çocuğa ve diğerlerine olan ölümcül bağımlılığını öldür. Bunun üstesinden gelen Görenler, her şeyi kaplayan Vişnu'nun yüksek seviyeli meskenine gider. 
87. Deri, et, kan, atardamarlar, toplardamarlar, yağ, ilik ve kemikten oluşan bu beden, atık madde ve pislik doludur. (bu nedenle) Bizim hor görmemizi hak eder. 
88. Bir önceki fiil, beş elementin kombinasyon ve permutasyonu sayesinde, bu bedeni zevk için bir araç olarak yaratır. Aynı zamanda üç durumu - jagrat (uyanıklık hali), svapna (rüya hali) ve suşupti (derin uyku hali) da yaratır. Jivatman (bireysel ruh) kaba şeylerin (maddenin) zevkine varmak için jagrat'ı yaratır. 
89. Bu uyanıklık hali şuurunda, kişi kendi tüm aktivitelerini bedende bulur. Bu durumda, kişi -aslında kendisi ayrı olduğu halde- kendini bedenle özdeşleştirir. Dış duyular yoluyla, çiçeklerden yapılma kolyeler, parfümler ve benzeri kaba nesnelerin yanı sıra duyu-zevklerini tetikleyen diğer nesnelerin keyfini sürer.
90. Bu nedenle, bedeni Puruşa'nın evi diye bil. Tüm kaba zevkler bunun içinde yer alır. 
91. Bedensel haller varoluş, doğum, büyüme, değişim, bozulma ve ölümdür. Etli butlu veya zayıf olma, kast, ten rengi, inanç, cehalet veya okumuşluk, farklı hastalıklar, saygı, hakaret, ve benzeri herşeyin tamamı bedene aittir. 
92. Algıların beş duyusu görme, duyma, tatma, dokunma ve koklamadır. Fiilin duyu organları ise dil, bacaklar, eller ve dışkılama ve cinsel organlardır. 
93-94. İçsel organa (Antahkarana) ilgili fonksiyonuna göre Manas, Buddhi, Ego veya Çitta denir; bir şeyin iyi ve kötü yanlarına karar vermede Manas, nesnelerdeki gerçekliğe karar verme gücüne Buddhi, kişinin bedeni kendi olarak özdeşleştirmesine Ego ve zevk veren nesneleri arama fonksiyonuna Çitta denir. 
95. Beş prana (hayati nefes) vardır. Tıpkı altından farklı süsler yapılması, ya da suyun farklı renklerinin farklı isimlerle anılması gibi, tek prana'ya farklı fonksiyonları için beş ayrı isim verilir. Buna kaba beden denir.  
96. Süptil beden beş duyu organı, beş fiil organı, beş prana, beş süptil element, buddhi, avidya (cehalet), kama (arzu) ve karma (fiil)'den oluşur, ki bunlar beş süptil elementten ortaya çıkmıştır.
97. (O) Kendi gerçek doğasıyla ilgili cehalet içinde olmasından ötürü, arzu duyar ve fiilde bulunur.  
98-100. Svapna (rüya) süptil bedene aittir. (O) süptil nesnelerin tadını çıkarır ve sadece uyanıklık halindeyken yapılanları görür. Atman Yüce Varlık'tır. Zihin onun vekilidir, ama zihnen yapılanlar ona dokunmaz. O, bağımlı hale gelmez. Zihin onun aracıdır. Iskarpela marangoz için neyse, zihin de Atman için odur. 
101-102. Süptil beden değişimleri avidya'ya aittir. Körlük, sağırlık, zeka geriliği vs. Atman'a uyguladığımız halde, süptil bedene -duyulara- aittir, Atman'a ait değildir.O halde, nefes alış ve nefes veriş, esneme, tüm salgılar organlara, pranalara aittir. Ve açlık ve susuzluk da pranaların işlevleridir. 
103. Upadhi'de (sınırlayan tamamlayıcıda), kalpte yaşayan Atman'ın gölgesidir - aklın dört halidir. O (Akıl) duruma göre zevk alır veya acı çeker.
104. (Doğanın) Üç değer(i) (gunalar) egoya aittir, Atman'a ait değildir. 
105. Herşey elverişli olduğu zaman, ego mutlu hale gelir, elverişli olmadığındaysa mutsuz olur. 
106. Duyu nesneleri kendilerinden dolayı değil, Atman için kullanıldıkları için sevilir, çünkü Özben doğal olarak her zaman tarafımızdan sevilir. 
107. Suşupti (derin uyku/rüyasız uyku)de, hiç bir nesne olmadığında, zevk veya acı olmadığında, Atman kendi ihtişamıyla parıldar. Bu ruh kendi jagrat (uyanıklık hali) şuuruna gittiği zaman, görme, duyma, vb şuuruna sahip olur. 



... devam edecek

*) algıya yönelik duyu organları: kulaklar, ten, gözler, dil ve burun. Fiile yönelik duyu organları; eller, ayakları, ağız, anüs ve cinsel organdır.

1 yorum:

Ercan BAŞAR dedi ki...

Güzel öz :):) Bu güzel kitapları çevirmek için bu kadar emekten sonra paylaşmışsın, iyi ki varsın:D