29 Aralık 2007

Ben onlardanım, ama onlar Ben'den değildir...

Merhaba,
"Ben onlardanım ama onlar benden değildir"

Bu soz, Bhagavat Gita'da Sri Krishna'nin soyledigi bu soz belki de uzerilde en fazla tartismasi olan ve ne demek istedigini anlamasi her okula gore farklilik gosteren bir soz. Bu sozu farkli sekillerde bir cok felsefi kitapta da bulabilirsiniz. Bu aralar B.gita ile ilgili yorumlara ara verdigim icin, onemli oldugunu dusundugum bu sozle ilgili kendi yorumumu size burada aktarmak isterim:

Burada bahsedilen, aslinda herseyin ayni ruhsal oze sahip oldugunun - yani birligin oldugunun- ifadesidir. Yani siz farkli olarak nitelendirdiginiz - bu sekil ve isim dunyasinda farkli gordugunuz herseyin aslinda ozunde ayni ruhsal oz vardir. Bu ruhsal ozun adini her sistem kendine gore isimlendirmistir, ancak her sistem icinde bilelim ki bu ruhsal ozden bahsedilir. Simdi bu sozu daha rahat anlamak icin bir ornek vermek isterim:

Diyelim ki tek renkli bir dunyada yasiyoruz. Diyelim ki hersey yesil. Yani bizim icin, bizler de dahil olmak uzere tum dunya yesil ve yesilin farkli tonlarindan olusmakta. Biz ve cevremiz, dogal olarak dogustan dunyayi bu renk ile deneyimlemekte.

1. Simdi siz nereye bakarsanız yesil gorursunuz, ancak baska bir rengi tanimadiginzdan yesili gordugunuzu bilebilir misiniz? Bunu ancak diger renkleri de gormus bir kisi size soyleyebilir, ya da bu rengi gormus kisilerin yazdigi kitaplardan bu bilgiyi edinebilirsiniz- ama bu direkt deneyim olmadigindan sadece felsefede kalir, cunku siz bu rengi - o renk her yerde oldugu halde- "goremezsiniz". O renk size cok yakindir, heryerdedir, herseydedir ama sizin onu gorebilecek, "ayrim gucu - viveka" yeteneginiz yoktur. Siz dunyanin bu renkten olusmadigina "inanabilirsiniz", ama bunu deneyimlemezsiniz, bu sadece sozde kalir.

2. Kendiniz direkt deneyim sahibi olmak yoluyla, herseyin yesil oldugunun farkina varabilirsiniz. Bunun icin kisinin gozlerinin onundeki perdenin acilmasi gerekmektedir. Bu bir uzmanin - yani konuyla ilgili bir gurunun- yardimi ile olabilir. Boylece, her yerde olan farkli renk tonlarini algilayabilir. Ancak bu sekilde kisi gercekten dunyanin ve icindeki herseyin tek bir yesil renkten olustugunu - herseyden onemlisi bu rengin "var" oldugunu idrak edebilir ve gercegi algilayabilir.

Simdi aciklamaya calistigimiz soze geri donecek olursak, bunu soyle aciklayabiliriz:

Bir an icin, evrenin ozu olarak adlandirdigimiz seyin bu renk oldugunu varsayalim. Simdi bilen kisi herseyin ozunde ayni renk oldugunu gorur. Simdi gordugu masa, yesil renktedir. - Yani O, onlardandir. Ama onlar O'ndan degildir. Niye? Cunku yesil renk, masa degildir! Yani cumle sadece tek yonlu dogru olarak islemektedir: Nereye bakasanız, yesil renk oradadır, herseyin icine sinmistir ama bu gorduklerinizin hic biri yesil rengin kendisini tarif etmez. Masa yesil renktir ama yesil renk masa degildir. Ben onlardanim, ama onlar Ben'den degildir. Tat Tvam Asi.

Sevgiler.

Ayca.

2 yorum:

postacı dedi ki...

Yoga nın kavramsal anlamı ibadettir, kelime anlamı bütünleşme,birlik gibi anlamlardadır. Yoga yapanlar evrende üstün bir birliğe doğru yöneliyorlar, zaten herşeyi kaplayan bir güce doğru hareketler ve zihinsel faaliyetler yapmanın adı ibadettir. Yapılanda adı Tanrı olsun olmasın Tanrıdır. Kabul edilsin edilmesin yapılan iş ibadettir, bunu anlaması çok basittir. Yoga nın ilk kaynakları bu gerçeği anlatır. Yoga kelimesi eşittir , ibadet. (Yoga = ibadet) Diğer dinlere benzemesi gerekmiyor yeryüzünde birçok din gelip geçmiştir, yoganın dinsel metinlerine baktığımız zaman felsefik ve zeki kurgulanmış bir düşünce biçimi görürüz, kaynak sağlamsa eğer. Demekki o zamanki dinler bu tarz bir öğretiyle insanları eğitmeye ve Tanrı dediğimiz o mutlak evrensel şuura doğru yöneltmeye çalışıyormuş. Dinler zamanla daha basitleşmiş çünkü herkes anlamamaktaydı, bütün millet anlasın ve en basit duygular ve düşüncelerlede anlaşılsın diye bu böyle olmuştur, bu gerçeği çokları muhakeme edemiyor.

Yoga'dan ilk kez, M.Ö. 2500 yıllarına ait kutsal yazılar olan Veda'larda bahsedilmektedir. Ancak Veda'ların son kısımlarını oluşturan Upanişad'lar Yoga öğretisinin ve Vedanta felsefesinin temellerini oluşturmaktadır. Vedanta'nın ana fikri şu şekilde belirtilir: Bir tek mutlak gerçek ve bilinç vardır; o da bütün evrenin temeli olan Brahman'dır. (Tanrı'dır)

Yoga insana kendi benliğini tanımasını, dengede tutmasını öğretir.Yaşam daha derinlemesine yaşanır. Çektiğimiz anlamsız acılar, Yoga sayesinde yerini evrensel uyuma bırakır. Yogayla uğraşan insan, kendi "özünün" farkındalığını yaşar. Ve kendini evrendeki her şeye çok daha yakın hisseder.

Rigveda, Hinduizmin kutsal metinleri olan Veda'ların bir bölümü.
Veda'ların ilk bölümü olan Rigveda, aynı zamanda en eski ve en önemli bölümdür.
Ayrıca destan diye anılan mahabarata adlı kutsal kitapta yoga nın ne olduğuna dair büyük bilgiler verir. MÖ 3102 yılında yazılmıştır.
http://www.yogamerkezi.com/ceviriler/bgita/bgita.htm

Rigveda tanrılara şükür ve saygı için yazılmış on kitaptan oluşur.
Rigveda dünyanın en eski kutsal metinidir. ( Bunlar incelendiği zaman gösteriyor ki Tanrı ilk başlarda insanlığa daha fazla ilim vermiş, daha çok bilgi içeren kitaplar göndermiş, ancak Kuran da yazdığı gibi toplumların çoğu bilgileriyle azdılar ve onlar Tanrının huzurunda bilgilerine güvendiler, ancak kötülüğün cezasını bulduğunu yazar ve Tanrının kitaplarının içeriğini değiştirmede o toplumlara yıkım ve sefalet getirmiştir.

Açıkçası kafalardaki dinsel mitlerden ve çoğunlukla karşımıza çıkan kanıksadığımız dinlerden ötürü Yoga din değilmiş gibi algılanır, ancak zamanında Yogayla çok uğraşmış ve kavramların kökenini araştırmış biri olarak bunları bu işten para kazanan kişilerden elbette daha net cümlelerim vardır. Yoga öğretileri de dahil olmak üzere binlerce yıllık kaynakları özellikle onlar gösteriyor ki Yoga bir ibadettir; aslında bu yanlış doğrusu Yoga demek ibadet demektir olacak. Dolayısıyla tüm müslümanlar zaten ibadet yapıyor, zaten yoga yapıyor, tüm yoga yapıyoruz diyenlerde şöyle böyle bir ibadet yapıyorlar, aslında etkilenip peşinden gittikleri ve haz duydukları ibadetten başka birşey değildir.

Ayça Gürelman dedi ki...

Merhaba,

Eger ibadet kelimesini birlik ile es anlamli olarak algiliyorsaniz, bence "birlik" yerine "ibadet" kelimesini kullanmakta bir sakinca yok, nihayetinde her biri sadece birer kelimedir ve onemli olan bize ne ifade ettigidir.

Diger yandan, eger ibadet kelimesi Turk dil kurumunun sozlugunde gectigi sekliyle "Bir dinin buyruklarını yerine getirme" ise, yani yoga'nın bir din oldugu soylenmesi durumunda, en onemli celiskili nokta, dinin inanci beraberinde getirmesidir. Yani din Tanri'ya ve Tanri'nin sozunu iceren kitap(lar)da iceren bilgilere inanmayi sart kosar. ancak, bu inanç için ispat aranmaz, bu nedenle ibadeti yapan kisilere, "inanan"lar denir. Yoga'da ise Upanisadlar basta olmak uzere, tum bilgi ogrentmen-ogrenci iliskisi uzerine kuruludur ve yoganin temel anlayisi "git kendi basina kesfet" sozlerinde saklidir; yani yogada istenilen kisinin inanci degil, kisinin "idraki"dir. Aydinlanma denilen de iste budur.

Son olarak altini cizmek istedigim onemli bir nokta ise, tapinma konusudur. Eger Brahman, Mutlak veya Tanri isimleri yogik metinlerde geciyorsa, bu tapinma ya da hosa gitme (ve boylece bazi taleplerde bulunma -bunun da dinsel karsiligi dua oluyor) icin bazi adetleri yerine getirme amaci gutmemektedir; tersine Brahman'a ulasmadan kasit, belki sufilerin "En-el Hak" kelimelerine esdeger diyebilecegimiz aydinlanma ve kendini bilmedir.

Sevgiler,
Anu